Sen Yokken

Farklı düşüncelere bir neşter, Aynı hislere milyonlarca çiçekler. Hastane koridorunda yitirilen sevgiler, Gözyaşından üretiliyor bütün merhemler. Sen yokken babacım, râbıta-i mevttir hastaneler. Yoğun bakım kapısında tüketilen umutlar, Duaya duran nice inançsız yürekler. Bir hengâmenin içinde ölüyorken bedenler, Mezar taşında inliyor fesleğenler. Sen yokken babacım, vuslata gebedir ölümler. Sokaklar da ansızın yeşerirken, Köprü başında bitip tükeniyor…

Gitmek!

Arkamızda bırakacağımız onca anının, fotoğrafların ve susmuşluğun hengamesinden sıyrılıp gitmek. İstemesen dahi; sonuna, sonsuzluğa gitmek! Onca önem verdiğin insanları, eşyaları bırakıp sadece gitmek. Zaten gitmeyi hep ister insan, Bunalınca yerin bir önemi yoktur. Aklındaki tek düşünce gitmek! Uzaklaşmak her şeyden, herkesten.. Bir gün önce sıkı sıkı sarıldığın, Her an yanında olanları terk etmek! Peki ama…

Bir Yudum

” Hayal denizine vuran gölgesiyle,  Anılar gemisinde dalgalanır umut sancağı, Bir alabora da yok olabilecekken, Sevda balonlarıdır değişmez pusulası. Yürektir, yegâne kaptanı. ” 🌿 🌸 🌿 ” Geçmişin içine hapsolmuş resimler, Şuanın kıymetini anlamıyor beyinler.. Gelecek kaygısıyla dolu bütün sözler,  Hayal dünyasında kalmayı yeğleyen yürekler.. Geçmiş, şuan ve gelecek arafında… Bitip tükeniyor ömürler! ” Merve KAYA…

Zulme Suskun Gönüller

Korku dolu gözler sarmış her yanımı, Nereye dönsem, nereye baksam, Korkunun vurgulandığı bir çift göz çıkıyor kaşıma! Neden? Niçin? Sorular üşüşüyor dört bir yanıma, Beynim sesten patlayacak sanki, Kalbimse korkuya gebe! Alnımdan terler yağıyor, yüzümden yere doğru… Ellerim, ellerimde kan var! Neden? Niçin? Sırtım neden yandı birden? Bu ellerimdeki kan da kimin? Ya göğsüm neden…

Araf

Mâverâ’dan beri uzlet çukuruna düşen yüreğim ve Mâsiva’yla oyalanan aklımın, arafında kalan biçare ben! Af, bir benliğimden sıyrılabilsem! Hiçlik makamına yükselerek, En güzele ulaşabilsem. Derin bir af çekerek sonlandırsam dâhi satırlarımı, Mağfirete ermiş bir şekilde Hak’ka ulaşmak nasip olsun İnşâAllah, diyerek bitiriyorum. Elhamdülillah deyip sizi benliğimden azad ediyorum! Duâ eder duâ beklerim vesselâm… Merve KAYA ©

Alem

Vakit gece yarısı, Yer hayaller sofrası; Hüzün sinmiş yine perdelere! Ama son sahne hâlâ sergilenmekte. Seyirciler kombine, Boş yok koltuk köşelerinde bile. Tebessümün yüzdeki tesiri kaybolmuş, Umutsa hiç uğramamış bu aleme! ✒ Merve KAYA ©

Meftun

  🌼 Gökte mavi tonları raks ederken, Yer sürünmüş yeşil boyasını. Ama susturamamış papatyanın hüzünlü şarkısını! Sonunda anlamış ki, papatya yalnız göğe meftun. Ve hüznü, hep aşka gebe! 🍃 ✒ Merve KAYA © 

Geç’eme’miş

Dil sükûta bürünmüş, Yürek yangın yeri. Göz akıtsa da damla damla, Dindirememiş bu kor ateşi !   Beyin infilak etmiş, Ruh çoktan terk etmiş bedeni. Can, canandan uzakta kaybolmuş ; Unutmuş tüm benliğini !   Yine de söküp atamamış ; Gönlüne mühürlenmiş sevgisini, İçine hapsolmuş geçmişini, Belki de hiç geçememişliğini !   ✒ Merve KAYA © 

Aciz

🍃  Ağaç, çiçek çiçek gülümsedi onlara.. Nefes verdi tüm insanlığa, Onlarsa; kırıp döktüler, bahara yüz tutmuş dallarını! Sonra haykırdı ağaç: ne gafil şu insanoğlu! Hiçbir şeyin değerini, kaybetmeden anlamayacak kadar da aciz! Bir ağızdan bağırdı tüm canlılar: Zulmün adıdır, kana susamış insanlar! O an dile geldi toprak: Zamanında üstüme basıp kibirle yürüyenler, şimdi kucağımda ebedi…

İnsan

Her tarafta; Kin, Nefret, Kan! Hani; Sevgi, Merhamet, Vicdan? Nokta büyüklüğündeki dünyada, bir zerresin insan! Ölüm peşindeyken her an.. Kime kibrin? Kime bu isyan? ✒ Merve KAYA ©